4. DALGA KORKUSU

Uzm. Dr. Halil İbrahim KAHRAMAN2021-08-20 11:13:27

Tarih boyunca insanoğlu önemli olaylar yaşamış ve bundan gerekli dersler-bilgiler alarak geleceğini daha yaşanabilir kılmıştır. Tabii felaketler ve savaşlar bunların önemlileridir. Şu günlerde de bir salgın hastalıkla karşı karşıyayız ve bununla baş etmek için uğraşmaktayız. 

Bu, 2020 Mart ayında DSÖ tarafından pandemi (büyük salgın) kabul edilen ve covid 19 adı verilen bir virüs hastalığıdır. Coronalar, insanlar ve hayvanlarda çoğunlukla sessiz duran, zaman zaman çoğunlukla basit hastalıklara sebep olan virüslerdir. Covit 19 ise ilk önce Çin’in Wuhan kentinin bir hayvan pazarından gelen insanlardaki solunum yolu enfeksiyonu etkeni olarak Aralık 2019’da teşhis ve tespit edilmiştir . Yarasalarda bulunan fakat bir mutasyon geçirerek bulaşıcılık ve insanlarda önemli solunum yolu enfeksiyonu yapma özelliği kazandığı öğrenilen bu virüs covit 19 adı ile tanımlanmıştır. Hastalık kısa sürede yayılarak büyük salgın vasfını kazanmış, bugüne kadar dünyada iki yüz milyon kadar insana bulaşmış ve dört milyon insanın ölümüne sebep olmuştur. Ülkemizde ise ilk vaka Mart 2020’de görülmüş Haziran 2020’ye kadar süren birinci dalgasında bir milyon insanımız hastalanmış ve beş bini ölümle sonuçlanmıştır. Mart 2020 de uygulanmaya başlanan  karantina tedbirleri ile vaka sayıları azalmış, Haziran 2020’de kısmi normalleşmeye geçilmişti. Sağlık ordusunun olağanüstü gayreti ve halkımızın tedbirlere riayeti ve yaz mevsiminin etkisi ile salgın kontrol edilebilir hale gelmişti. 

Tedbirlerdeki gevşeme ve sonbaharın etkisi ile Eylül 2020 de vaka sayıları yeniden artmaya başlamış, Ekim 2020’dehalkın sağlığını tehdit eder hale gelmişti. Bu sebeple yeniden karantina tedbirleri (okulların açılmaması, lokanta, kahve, sinema salonlarının, stadyumların kapatılması, sokağa çıkma kısıtlanmaları, düğün-cenaze merasimleri dâhil toplu yapılan etkinliklerin kısıtlanması) uygulanmaya başlanmıştı. Karantina tedbirlerinin yanında insanlarımızın maske, mesafe ve temizlik konusunda hassasiyet göstermeleri konusunda da daha kontrollü bir dönem yaşanmıştı. Ocak 2021’e kadar süren bu ikinci dalgada da iki milyon insanımız hastalanmış ve maalesef yirmi beş bini ölüm ile sonuçlanmıştır. Bu iki dalgada sağlık çalışanlarımızın neredeyse %50’si  bu hastalığa yakalanmış, beş yüze yakın hekim dâhil sağlık çalışanımız vefat etmiştir. 

Salgın hastalıklarına karşı insanoğlunun en önemli tedbiri bulaşma zincirini kırarak hastalığın yayılmasını önlemektir. İkinci ve daha önemli bir tedbir ise AŞI’ dır. Salgın yapan ve bulaşıcı olan hastalıklara karşı bulunan aşılar insanlığı bu hastalıklardan kurtarmıştır. Aşıların bulunması, uygulanır hale gelmesi zor ve  uzun bir süreç ister. Covid 19 virüsüne karşı  etkili bir ilacımız olmadığı gibi aşısı da yoktu. Neyse ki ilim adamlarımızın yoğun çalışması 2021 başında sonuç aldırıcı seviyeye gelmiş ve uygulanabilir birkaç aşıyı insanlığa kazandırmıştır. Bu sayede  şubat 2021 den  itibaren önce sağlık çalışanlarına aşı uygulanarak bağışıklanma sağlanmıştır. Hastalığın ağır yaşandığı ve ölüm oranı yüksek risk gruplarına da öncelik tanıyarak yapılan aşılanma çalışmaları peyderpey diğer kesimleri  de kapsayacak şekilde uygulanarak toplumsal bağışıklık elde edilmeye çalışılmaktadır.  

Covid 19 salgını ülkemizde üçüncü dalgasını Nisan- Mayıs 2021’de yapmıştır. Bu dönemde de iki buçuk milyona yakın insanımız hastalanmış yirmi bine yakını ölümle sonuçlanmıştır. Bu üçüncü dalgada öncelikle aşılanan sağlık çalışanları ve altmış beş yaş üstü grupta hastalanma ve hastalananların ölüm oranında ciddi bir azalma görülmüştür. Bu dalgada  sağlık ordusunun yoğun gayreti ve halkın tedbirlere uyumunun sağlanması ile vaka sayısının günlük beş bine kadar düşmesiyle Haziran 2021’de yeniden normalleşmeye geçilmişti. 

Ağustos 2021’e girdiğimiz bu günlerde maalesef günlük vaka sayılarımız yeniden yirmi binleri geçmektedir. Covid 19’un dördüncü dalga tehlikesine işaret eden bu durumun önlenmesi gerekir. Bunun yeniden karantina tedbirlerine başvurulacak bir boyuta dönmemesi gerekir. Bunun için de insanlarımızın günlük hayatında bulaşma zincirini kıran tedbirlere dikkatle uymasına ihtiyaç vardır. Kalabalıklar oluşturmamak, topluluk durumlarında maskeyi dikkatle kullanmak, insanlarla ilişkilerimizde temizlik şartlarına dikkat ve mesafe konusuna riayet bulaş zincirini kıran önemli tedbirler olup mutlaka uyulmalıdır. Tabii ki en önemlisi aşı olmak. Hastalığa karşı bizi koruyacak bu imkan asla ihmal edilmemeli, kuralına uygun olarak aşılarımızı yaptırmalıyız. Aşıyla ilgili yalan yanlış bilimsel hiçbir yanı olmayan söylentilere kulak asmamalıyız. 

 

Salgının bittiği daha sağlıklı günler dileği ile… 

 


Uzm. Dr. Halil İbrahim KAHRAMAN

Diğer yazılara göz atın

Bu test nerede yapılıyor ?