Çocuklarımızın "Bağışıklığını Güçlendirmede Besin Takviyesi, Mineral ve Vitaminlerin Rolü"

Uzm. Dr. Ozan KIZILIRMAK2020-12-09 11:20:13

Bağışıklığımızı Güçlendirmede Besin Takviyesi, Mineral ve Vitaminlerin Rolü

2020 yılını muhtemelen Dünya tarihi Corona Pandemisi ile anımsayacak. Bugün itibariyle 66 milyondan fazla insana bulaşan ve maalesef 1 milyondan fazla can kaybına sebep olan SARS-CoV 2 virusu tüm hızıyla tüm dünyada etkisini göstermekte. İnsanlık, pandemi can yakmaya devam ederken ve dört gözle aşıyı beklerken yeni normaller içinde yaşamına devam etmeye çalışıyor. Sosyal mesafe ve maskeler olmazsa olmazımız olmuşken herkes bunların haricinde ne gibi önlemler alabileceğine kafa yoruyor. Nasıl beslenmeliyim? Bağışıklığımı nasıl kuvvetlendirebilirim? Vitamin takviyeleri beni Covid’den korur mu? Herkesin aklında deli sorular. İşte bu yazımızda biraz olsun pediatrik pencereden besin takviyesi, vitamin ve minerallerin Covid’le savaşımızda bize ne kadar faydası dokunabilir bundan bahsetmek istedik.

Mevcut pandemi şartlarında hastalarımızın aileleri panik halde çocukları için neler yapabilecekleri ve onların bağışıklığını nasıl destekleyebileceklerini biz hekimlere soruyorlar. Her gün yeni bir ürün veya gıda/vitamin takviyesini kullanıp kullanamayacakları yönünde bizim fikrimizi merak ediyorlar. Tüm velilerimizin aslında tek gayeleri canlarından değerli gördükleri evlatlarının bağışıklık sistemini desteklemek. Bu uğurda belki de milyonlarca çalışma yapıldı ve yapılmaya devam ediyor. Bu çalışmalar bizlere gösterdi ki bağışıklık sistemini bir ilaç veya besin takviyesi ile uyarmak veya güçlendirmek çok olası görünmemekte. Bağışıklık sistemi türümüzün devamlılığı için o kadar hayati öneme sahip ki, sistemin doğru çalışması vücudumuz tarafından çok sıkı mekanizmalarla kontrol edilmekle ve hataya yer vermemek adına birçok önlem eşliğinde çalışmakta. Bu nedenle sistemin işleyişinin kolayca bozulabilmemesi adına dışardan iyi veya kötü anlamda sisteme etki etmek çok kolay değildir. Yıllardır yapılan çalışmalar ışığında bilmekteyiz ki, bağışıklık sistemimizin üç tane dostu var. Bu üçünün varlığı onun doğru ve sağlıklı çalışabilmesi için çok değerlidir. Bunlardan ilki düzenli ve yeterli bir UYKU. Günde 7-8 saat civarı karanlık yani gece uykusunun bağışıklık sisteminde görevli hücrelerin devamlılığı için elzem olduğu bilinmekte. Bir diğer bağışıklık dostu ise DENGELİ BESLENME. Her besin türünden yeterli miktarda yapılan, rafine gıdalardan uzak durulan bir beslenme şeklinin bağışıklık işleyişine katkıları yine kesin bir şekilde dile getirilmekte. Son olarak da AŞILAR’ın bağışıklık sisteminin işleyişine olan katkısı çalışmalarla gösterilmiştir. Günümüz itibariyle bağışıklık sistemine bu saydığımız üç etmenin faydaları net bir şekilde ispatlanmıştır. Gelelim yazımızın ana konusu olan ve sizlerin de merakla beklediği takviyelerin bağışıklık sistemiz üzerine etkilerine.

D VİTAMİNİ;

D vitamini her ne kadar vitaminler arasında sayılsa da sterol yapısında bir hormon görevinde olduğunu söylemek yanlış olmaz. Esas olarak kalsiyum ve fosfor metabolizmasında düzenleyici rol alsa da son yıllarda yapılan çalışmalarda bağışıklık sisteminden, kalp damar sağlığımız da dahil olmak üzere bir çok sistemimiz üzerinde etkileri gösterilmiştir. D vitamini eksikliğinde bağışıklık sistemimiz dahil birçok sistemimizin etkilendiğine dair yeni kanıtlar son yıllarda artmıştır. Buradaki tartışma konularından biri D vitamininin seviyesinin ne olacağı yönündendir. Bazı araştırmacılarca 30 ng/ml seviyesi alt sınır olarak kabul görse de son yıllarda 20 ng/ml’den düşük değerler D vitamini eksikliği olarak kabul edilmektedir. 21-29 ng/ml arasında D vitamini yetersizliği, 30 ng/ml üzeri ise yeterli, 150 ng/ml ise intoksikasyon kabul edilmektedir. Bu nedenle ülkemiz gibi dört mevsim yaşayan, özellikle de kuzey kesimlerinin de kış aylarında yeterli güneş alamadığı göz önüne alınarak sadece Corona Pandemisi özelinde değil, tüm sistemlerin doğru çalışabilmesi adına 1 yaş altındaki çocuklarda 1 yaşına kadar, 1 yaş üstünde ise Eylül-Nisan ayları arasında D vitamini seviyesini 20 ng/ml üzerinde tutacak şekilde D vitamini takviyesi almak doğru olacak gibi gözükmektedir. Bunun içinde 2 yaş

altında çocuklarda 400 IU/gün, 2 yaş üzerinde 400-800 IU/gün, 14 yaş ve üzerinde 1000-2000 IU/gün D vitamini takviyesi alınması yeterli olacaktır.

OMEGA YAĞ ASİTLERİ

Muhtemelen velilerimizin bizlere en çok soru yönelttiği besin takviyesi grubu balık yağlarıdır. Balık yağları adıyla halk arasında bilinen Omega grubu yağ asitleri özellikle damar sağlığımız açısından çok kıymetli değere sahiptirler. Çocukluk yıllarında omega grubu yağ asitlerinden zengin bir diyetle beslenen bireylerin 40’lı yaşlarından sonra diğer bireylere göre kalp krizi ve beyin felci yani inme riski geçirme ihtimalinin azaldığı gösterilmiştir. Corona virüsünde asıl hedefinin damarlarımız olduğu düşünüldüğünde bu pandemi döneminde damar sağlığımız bir kat daha önem kazanmıştır. Bunun yanında yapılan çalışmalar maalesef ki bu yağ asitlerinin bağışıklık, öğrenme ve iştah üzerine olumlu etkilerini henüz net bir şekilde ortaya koyabilmiş değillerdir. İşin özü çocuklarımızın bugünü için faydalı olacağı düşüncesiyle kullanmanın yersiz olacağı çok doğru ancak uzun vadedeki faydaları paha biçilemez olduğu için balık yağı kullanımı çocuklarımız için faydalı gözükmektedir. Bu gruptaki yağ asitleri sadece balıklarda değil, aynı zamanda diğer deniz mahsülleri, kabuklu yemişler, zeytinyağında bulunmakta hatta yağdan zengin diğer besinlerde de eser miktarlarda da olsa bulunmaktadır. Bu nedenle bebekler için (anne sütü alıyorsa gerek yok) günlük 250-500 mg, büyük çocuklar içinse 500- 1000 mg arası omega 3 takviyesi almak yeterli olacaktır.

C VİTAMİNİ;

Yüzyıllardır belki de bağışıklık denince akla gelen ilk vitamin C vitaminidir ve bağışıklık sisteminin olmazsa olmazlarından biridir. Aslında yeryüzünde yaşayan canlılar içinde C vitamini üretemeyen bir ki canlı türünden biriyiz maalesef. Yapılan çalışmalar yıllar içinde C vitamini üretebilme yeteneğimizi kaybettiğimizi gösteriyor ve dışarıdan almak mecburiyetindeyiz. Neyse ki ülkemizin içinde bulunduğu iklim kuşağında yetişen çoğu meyve ve sebze c vitamini yönünden zengin olduğu için biz hekimlerin karşısına c vitamini eksikliği majör bir sorun olarak çıkmamaktadır. Yine yapılan çalışmalar göstermiştir ki diyetinde taze meyve ve sebze bulunan bireylerde C vitamini eksikliği çok olası gözükmemektedir. Hastalıkları önleme ya da hastalık esnasında kullanımı açısından bakacak olursak hastalık tablosu oluştuktan sonra normal veya yüksek doz c vitamini almanın hastalık seyri ve süresi üzerine bir etkisi gösterilememiştir. Çocuklarımıza taze meyve ve sebzeden zengin bir beslenme alışkanlığı kazandırabiliyor ve bunu idame edebiliyorsak ek C vitamini takviyesine gerek gözükmemektedir.

B 12 VİTAMİNİ;

B 12 vitamini halk arasında daha çok unutkanlık ile ilişkilendirilse de vücudumuz için hayati öneme sahip bir vitamindir. Folik asit ile birlikte hücre bölünmesi ve çoğalması için gerekli olan DNA sentezinin desteklenmesinde anahtar bir rol üstlenmektedir. Eksikliğinde hemoglobin üretiminden, sinir hücrelerimize, üreme fonksiyonunda görev alan hücrelerimizden mide-barsak sistemimizdeki hücrelere kadar çok geniş bir yelpazede sistemler etkilenmektedir. Hayvansal gıdalarda bolca bulunan B12 vitaminin hayvansal gıdaları yeterli alan bireylerde normal şartlarda düşük olması beklenmemektedir ancak günümüzde ekonomik sebeplerle hayvansal gıdalara erişimin her geçen gün biraz daha güçleşmesi nedeniyle geçmiş yıllara kıyasla eksikliğini maalesef ki daha sık görmekteyiz. Birçok sistemle ilişkisi nedeniyle de bağışıklık sistemimiz için önemli olan bu vitaminin eksikliği durumunda takviye edilmesi gerekmektedir. Hayvansal gıda alımında sıkıntı olan çocuklarda b12 vitamini kan seviyesinin 200 pg/ml altına düşmesi durumunda takviye edilmesi gerekmektedir.

PROPOLİS;

Son günlerin popüler bir besin takviyesi de yine ülkemizde çokça üretilen propolistir. Propolis ile ilgili çalışmalar son yıllarda hız kazanmış olup bağışıklık üzerine etkileriyle ilgili net bir şey söyleyebilmek için devam etmekte olan çalışmaların sonucu görmek gerekecek gibi gözükmektedir. Az sayıda denekle yapılan çalışmalardan gelen veriler ümit vaat edici olsa da bağışıklık üzerine faydaları olduğunu gösterecek yeterli kanıt henüz elimizde bulunmamaktadır aksine yakın zamanda sonlanan bir çalışmada propolisin düzenli kullanımının kız çocuklarında erken ergenliğe yol açabileceği gösterilmiştir. Bu nedenle bir pediatrist olarak hastalarıma propolis kullanımı konusunda teşvik edici olmak konusunda çok cesur olmadığımı belirtmek isterim.

KARAMÜRVER (Sambucus Nigra);

Bir diğer popüler besin takviyesi ise karamürver ekstresidir. Propolis için telaffuz ettiklerimizin çoğu karamürver içinde geçerli görünmektedir. Yapılan çalışmaların denek sayılarının çok az olması (çoğunda 50-60 civarı) çalışmaların sonuçları cesaret verici olsa da bilimsel tabanda karşılık bulmamaktadır. Uzun yıllardır özellikle Avrupa’da herbalistler tarafından özellikle soğuk algınlığı süresince faydası öne çıkarılan bir ürün olan karamürverin bağışıklık üzerine etkilerinden bahsedebilmek için büyük çaplı çalışmaların sonuçlarını dört gözle bekliyor olacağız.

ÜZÜM ÇEKİRDEĞİ EKSTRESİ (Revestratol);

Herhalde günümüzde propolis ve balık yağları ne kadar popülerse bundan 10 sene önce bu popülerlik revestratol için geçerliydi. Çok kuvvetli bir antioksidan olması nedeniyle hala tıp dünyasınca olumlu etkileri üzerinde çalışmaların sürdüğü revestratol içinde bağışıklık üzerindeki olumlu etkilerinden bahsedebileceğimiz yeterli kanıt düzeyine sahip çalışmalar bulunmamaktadır.

ÇİNKO;

Bağışıklık sistemiz üzerinde net etkileri olduğunu bildiğimiz, vücudumuz için hayati öneme sahip, neredeyse 300’e yakın enzim üzerinde etkileri bulunan bir elementtir çinko. B12 gibi DNA sentezinden proteine sentezine, bağışıklık sisteminin doğru çalışmasından tat ve koku duyusunun keskinliğine, görme keskinliğinden büyüme gelişmenin yeterli olmasına kadar birçok yerde görev alır. Maalesef ki depolanamadığı içinde diyetle alımının düzenli olması gerekmektedir. Çinko eksikliğinde çocuklarda yara iyileşmesinin geciktiği uzun yıllardır bilinmektedir. Uzun süreli eksikliğinde çocuklarda ishallere hatta maalesef ki Afrika, Güneydoğu Asya ve Hindistan’da buna bağlı ölümlere yol açmaktadır. Özellikle taze sebzelerde (ıspanak, mantar, bamya, bezelye, yeşil mercimek, kuşkonmaz) bolca bulunur. Örnek vermek gerekirse bir porsiyon yeşil mercimekte yaklaşık 4 mg çinko bulunur. Yine hayvansal gıdalarda özellikle de kırmızı et bolca çinko içermektedir. 80 g. Kırmızı et bir çocuğun günlük çinko ihtiyacını tek başına karşılayabilmektedir. Diğer bir ulaşımı kolay olan hayvansal gıda yumurtada da çinko önemli miktar da bulunmaktadır. Günlük diyeti yeterli ve çeşitli olan çocuklarda çinko eksikliği biz klinisyenlerce beklenen bir durum değildir ama klinik olarak çinko eksikliği gösteren çocuklarda çinko takviyesi bağışıklığın güçlenmesi elzemdir. Bunun haricinde diyetinde özel bir kısıtlaması olmayan çocuklarda ek günlük çinko takviyesine gerek yoktur.

ÖZETLE;

Sanılanın aksine bağışıklık sistemimiz dışardan müdahaleye çok açık olmayan bir sistemdir. Diyeti yeterli ve düzenli olan, günde en az 8 saat uyuyan aşıları tam olan bir çocukta bağışıklığı kuvvetlendirmek için kış aylarında D vitamini takviyesi yapmanın dışında ek bir takviye vermenin şimdilik bilimsel karşılığı olmadığını söyleyebiliriz. Sağlıcakla kalın. Saygılarımla.


Uzm. Dr. Ozan KIZILIRMAK

Diğer yazılara göz atın

Bu test nerede yapılıyor ?