DÜNYADA VE TÜRKİYE'DE İNTİHAR VAKALARI

Uzm. Dr. Deniz DİRİ2019-12-28 15:31:17

İntihar; kişinin istemli olarak yaşamına son vermesidir. İntihar davranışı ise; intihar düşüncesi, intihar girişimi ve tamamlanmış intiharı kapsamaktadır ve bir hastalık olarak değil, bir belirti olarak kabul edilmelidir. Bu davranışın altında pek çok ruhsal hastalık olabileceği gibi, herhangi bir hastalık olmaksızın sağlıklı sayılabilecek kişilerde ani gelişen zorlayıcı yaşam olayları gibi durumlarda da ortaya çıkabilmektedir.

Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre dünyada her 40 saniyede 1 kişi intihar girişimi ile hayatını kaybetmektedir, bu her yıl 800.000 kişinin intihar sonucu ölmekte olduğunu göstermektedir. İntihar daha önceleri 15-29 yaş arası ölüm nedenleri arasında 3.sırada yer alırken, son dönemde artış göstermesiyle birlikte aynı yaş grubu için ikinci en sık ölüm nedeni olduğu bildirilmektedir.

İntihar için en önemli risk faktörleri, kişide depresyon tablosu ve daha önce başarısız intihar girişiminin olmasıdır. Özellikle intihar girişiminden sonraki ilk 1 yıl tekrarlama açısından en riskli dönemdir. Depresyonu ve intihar girişimi olan tüm hastalar yakından takip edilmeli, iyi hissettiklerini söyledikleri dönemlerde dahi intihar riski açısından dikkatli değerlendirilmeli ve kendilerine zarar verme düşüncesi olduğu zamanlarda vakit kaybetmeden en yakın sağlık kuruluşuna ulaşması konusunda bilgilendirilmelidir.

Diğer risk faktörleri; intihar düşünceleri, ümitsizlik, olumsuz yaşam olayları, sosyal desteğin zayıf olması, alkol/madde kullanımının olması, ailede intihar öyküsünün olması, çocukluk çağı fiziksel ve cinsel istismar öyküsünün olmasıdır. Ayrıca sağlık çalışanları ve güvenlik ile ilgili iş yapanlar da yüksek risk grubunda bulunmaktadır.

Diğer önemli bir risk faktörü ise; taklit ve bulaşma adı verilen son zamanlarda ülkemizde de meydana gelen, yöntem olarak birbirine benzerlik gösteren bireysel ve de toplu intiharlardır. Bu özellikle toplumdaki hassas grupların (ergenler, major depresyon hastaları gibi) intiharında rol oynamaktadır. "Werther etkisi" adı verilen intihar salgınları bunun en açık örneğidir. Geçmişte Goethe'nin Genç Werther'in Acıları adlı kitabının yayınlanmasının ardından, Avrupa'da aşk acısı yaşayan gençler, kitapta anlatıldığı şekilde intihar etmeye başlamışlar ve sonuçta kitap Avrupa'da yasaklanmıştır.

İntiharın önlenmesi konusunda yazılı ve görsel basına da önemli görevler düşmektedir. İntihar haberlerinin veriliş şekli önem taşımaktadır. Son dönemde yaşanan örneklerde de olduğu gibi medyada ayrıntılı resim ve görüntülerle verilen haberlerden sonra benzer yöntemi kullanarak gerçekleştirilen intiharların arttığını görmekteyiz. Olay medyada özellikle dramatik olarak yer aldıysa, intiharın nerede ve nasıl gerçekleştiğiyle ilgili ayrıntılı bilgi verildiyse haberin etkisi daha da artmaktadır.

İntihar girişimlerinin önlenebilmesi için öncelikle psikiyatrik hastalıkların fark edilmesi gerekmektedir. Çünkü intihar edenlerin yaklaşık %90'ının psikiyatrik bir hastalığı bulunmaktadır. Ne yazıkki ülkemizde damgalanma/stigmatizasyon nedeniyle yardım talepleri ve psikiyatriste başvurular gecikmekte veya olmamaktadır.

İntiharın önlenmesinde ulusal ve küresel stratejiler geliştirilmelidir. Bu kapsamda intihar, intihar riskleri ve sürecin yönetilmesi konusunda bilgilendirme eğitimleri yapılmalı, yardım arayışında bulunanlara karşı damgalamanın önüne geçilmeli, yardım araçlarına ulaşım yollarını kolaylaştırılmalı ve intihar araçlarına ulaşım yolları kısıtlanmalıdır.

İntihar davranışının sonuçları sadece bireyi etkilemekle kalmayıp, ailesel ve toplumsal düzeydeki yıkıcı etkileri de göz önünde bulundurulduğunda; intihar oldukça önemli ve önlenebilir bir halk sağlığı sorunudur.

 


Uzm. Dr. Deniz DİRİ

Diğer yazılara göz atın

Bu test nerede yapılıyor ?