Normal Doğum mu Sezaryen mi?

Prof. Dr. Sebiha ÖZDEMİR ÖZKAN2019-06-28 18:31:48

Her doğum eşsiz ve özeldir, insan hayatının en büyük mucizesidir…
Doğum, insan yaşamının en eşsiz anlarından biridir ve tüm toplumlarda
bir canlının sağlıklı bir biçimde dünyaya gelebilmesi,
insanlığın en büyük mucizesi olarak kabul edilir. Her kadın ve
bebeği özeldir. Her kadın, en iyi koşullarda doğum sürecini tamamlamayı,
evine güzel anılarla dönmeyi arzular ve hak eder.
Kültürlerin çoğunda yaşamın doğal bir parçası olarak kabul edilen
gebelik ve doğum süreci, fi zyolojik bir olay olmakla birlikte bazı
riskleri de beraberinde getirir. Bu risklerin erkenden tanımlanması
ve anne-bebek sağlığı için, gebeliğin uygun ve yerinde müdahalelerle
sorunsuz bir biçimde sonlandırılması son derece önemlidir.
Bu nedenle, doğumun hangi yolla gerçekleşeceği de doğal olarak
bu sürecin en can alıcı noktasıdır.
Gebelik, bebeğin vaginal yolla
yani normal doğumla veya anestezi altında karından doğurtulmasıyla
yani sezaryenlesonlandırılabilir.Doğal ve fizyolojik olan doğum
şekli vaginal doğumdur. Anne
ve bebek için oldukça güvenlidir.Enfeksiyon, anestezi komplikasyonu
ve anne-bebek ölüm oranları düşüktür. Daha az kanama, kan nakli ihtiyacı ve daha
düşük cerrahi komplikasyon oranları söz konusudur. Hastanede kalış süresi ve doğum
sonrası iyileşme süreci kısadır. Anne-bebek ilişkisinin hızlıca başarılı bir şekilde kurulabilmesi
mümkündür, emzirmeye uyum kolayca sağlanır. Doğum sayısını kısıtlayıcı değildir, kesinlikle
daha az maliyetlidir, aile ve ülke ekonomisi için daha avantajlıdır. Kültürel ve dini nedenlerle de
toplumda destek görür.Bebeğin anne karnındaki pozisyonunun
normal doğum için uygun olmaması, bebeğin iri olması, çoğul gebelik, bebeğin anne karnındaki iyilik halini sıkıntıya sokan
büyüme-gelişme sorunları, annenin doğum yolunun vaginal doğum için dar olması gibi durumlar söz konusu olduğunda,
vaginal doğum takibindeki anne ve bebeğin hayatını tehlikeye sokacak kanama,kalp atışlarında düşme gibi herhangi bir
komplikasyon geliştiğinde, sezaryenle doğumgerekebilir. Gerekli görülen durumlarda
sezaryen, anne ve bebeği için hayat kurtarıcı bir cerrahi girişimdir, kalıcı sakatlık
ve ölüm oranlarını anlamlı bir biçimde aşağı çeker. Ancak zorunlu bir neden olmaksızın yapılan sezaryen doğumların kalıcı sakatlık ve ölüm oranlarına olumlu
etkisi tartışmalıdır. Aksine enfeksiyon,
anestezi komplikasyonu, kanama, kan nakli ihtiyacı, tromboembolik (pıhtılaşma)
sorunların daha sık görülmesi, iyileşme
sürecinin daha yavaş olması, hastanede kalış süresinin daha uzun olması, anne-bebek
ilişkisinin daha yavaş tesis edilebilmesi, gelecekteki gebelik ve doğumların
sayısının kısıtlanması ve bazı cerrahi risklerin artması gibi sorunlar, ekonomik açıdan
daha yüksek maliyet, sezaryenle doğan bebeklerde solunum problemlerine
daha sık rastlanması sezaryenle doğumun dezavantajlarıdır.
Tüm bu gerçeklere rağmen normal doğuma
dair bilgilerin ve eğitimin yetersiz olması, doğum sürecinin son derece ağrılı, uzun
ve yıpratıcı olacağına dair yoğun korku, doğum sırasında acı çekmek, ölmek veya
aklını kaybetmek endişesi, kendini doğum
yapabilme yeterliliğinde görmeme, doğumun zamanını planlayamama, doğumhane
korkusu, doğum ekibine güvensizlik, doğumhane koşullarının uygun olmaması,
doğumda gebeye psikolojik desteğin yeterli olmaması, doğumda anestezi uygulamalarından
yeterince yararlanamama, doğumda bebeğin zarar görmesi, ölmesi,
çocuğu doğum travmasından koruma kaygısı, genital yoldaki yırtıklar, dikişler,
doğum komplikasyonu konusunda endişeler, uzun vadede genital yolda sarkmalar,
idrar kaçırma, cinsel fonksiyonun olumsuz etkilenmesi gibi sorunlara yol açabileceği
inancı gibi faktörler gebe kadınların normal doğum seçeneğinden uzaklaşmasına yol açmaktadır.
Buna karşılık cerrahi, anestezi teknikleri ve
ameliyat sonrası bakım koşullarındaki gelişmeler,
enfeksiyona karşı antibiyotik seçenekleri, kan transfüzyonu imkânları, kısa
süresi ile günümüzde en sık uygulanan
cerrahi girişimlerden biri olan sezaryen, zor vaginal doğumla karşılaştırıldığında düşük
riskli bir operasyon olarak görülmektedir. Tüm bilimsel verilere rağmen hala sezaryenin
anne ve bebek için daha emniyetli ve sağlıklı doğum yolu olduğuna inanılmaktadır.
Sezaryenin kolay, planlanabilir, kısa süreli ve kontrol edilebilir konforlu bir
süreç olması, hızlı ve pratik olması, hasta
ve hekim tarafından doğumda risk alma konusundaki isteksizlik, anne ve bebek
açısından daha az maceralı ve emniyetli bir yol olarak kabul edilmesi hastaları her
geçen gün daha yüksek oranda sezaryene yönlendirmektedir.
Tüm dünya ülkelerinde olduğu gibi Türkiye’de de son 25 yılda sezaryen oranlarında
ciddi bir artış izlenmektedir. Dünya
Sağlık Örgütü’nün önerdiği sezaryen oranı %5-15 olup, bu oranların altında ve üstündeki
değerlerde perinatal morbidite ve mortalitenin arttığı bildirilmiştir (gebelik
ve doğum dönemindeki komplikasyon ve ölüm oranları). Dünya Sağlık Örgütü 2015
verilerine göre Türkiye’deki sezaryen oranı %50’ye dayanmıştır. Dominik Cumhuriyeti
(%56), Brezilya (%55), Mısır (%52), İran (%48), Çin (%47) yüksek sezaryen oranları
ile dikkat çeken diğer ülkelerdir. Yine 2015 verilerine göre OECD ülkeleri arasında en
yüksek sezaryen oranlarına sahip ülkeler
Türkiye (%50), İtalya (%36), Meksika (%45) olarak sıralanmaktadır. ABD ve Kore’deki
sezaryen oranları ise %33 civarında bildirilmektedir. İsveç (%16) ve Hollanda
(%15) gibi ülkelerde ise sezaryen oranlarının
düşük olduğu izlenmektedir. Türkiye
özelindeki istatistiklere bakıldığında da, TNSA (Türkiye Nüfus ve Sağlık Araştırmaları)
verilerine göre ülkemizde 1993’deki %7.7’lik oranın 2008’de %37’ye, 2013
itibariyle de %48’e ulaştığı, 2015 Sağlık Bakanlığı verilerine göre de %53’lere dayandığı
bildirilmiştir. Ülkelerin sağlık politikalarının,
hastaların ve sağlık çalışanlarının doğum eylemine bakışlarındaki farklılıklar bu değişik oranları açıklayabilir.
Vaginal doğum takibinde önemli rolü olan
ebelerin son yıllarda geri planda kalması,
yeterince aktif olamaması, bilgi ve donanım
eksiklikleri, deneyimli ebe azlığı,
doğum komplikasyonları nedeniyle hastaların
hekimlere karşı açtığı davalar yani
medikolegal sorunlar, hem gebelere hem
de sağlık çalışanlarına göre sezaryenle doğumun
anne ve bebek açısından daha emniyetli
bir yol olduğuna dair inanç, her iki
tarafın da doğumda risk almayı istememesi,
gebenin yoğun vaginal doğum korkusu,
daha önce sezaryenle doğuran hastalarda
yine bu yolun tercih edilme gerekliliği, doğum
yaşının artık daha ileri yaşlar olması
(geç evlilik, geç yaşta gebelik), tüp bebek
gibi kısırlık tedavileri ile elde edilen gebeliklerin
sezaryenle doğurtulması, ağrısız
doğum seçeneklerinin yaygın kullanılamaması,
normal doğum eğitimi ve deneyimi
daha az uzmanların yetişmesi ve daha
önce belirtildiği üzere gebe ve hekim tarafından
avantaj olarak değerlendirilen faktörlerden
dolayı klinikte sezaryen oranları
giderek artmaktadır.
Artan sezaryen oranlarının
önü nasıl alınabilir?
Ülkemizde de bu soruna dair kliniğe, sağlık
çalışanlarına yönelik, topluma yönelik ve
idari açıdan Kadın Doğum derneklerinin
ve Sağlık Bakanlığı'nın ortaklaşa yürüttüğü
ortak eylem planları doğrultusunda bazı
tedbirler alınmaktadır.
Kliniğe yönelik tedbirlerde, ebelerin eğitimi
ve aktif işbirliği, doğumda birebir ebe
desteği desteklenmektedir. Hekimlerin
tıbbi gereklilik olmadan sezaryene yönlenmelerini
engellemeye yönelik normal
doğuma özendirme maksatlı eğitim toplantıları,
paneller düzenlenmekte, ağrısız
doğum uygulamaları ön plana çıkarılmaktadır.
Doğumhanelerin fi zik koşullarını iyileştirmeye
yönelik düzenlemeler, gebede
ağrı algısını azaltmaya, doğumda stresi
minimale indirmeye yönelik hidroterapi
(suda doğum), masaj, müzik, aroma
terapiler (portakal, lavanta kokuları),
akupunktur, akupres, solunum, nefes ve
gevşeme teknikleri, hipnoz gibi destekleyici
alternatif tedaviler yapılmaktadır. Son
yıllarda popüler olan doğum koçluğu yani
doğumda gebeye destekçi görevi yapan
yardımcıların bu süreçte görev alması gibi
uygulamaların arttığı görülmektedir. Klinikte
tüm bu alternatif uygulamalarla vaginal
doğumu ön plana çıkarmaya gayret eden
sağlık kuruluşlarının anne dostu hastane
olarak tanımlanarak doğumhane ekiplerinin
ödüllendirilmesi gibi yöntemlerle vaginal
doğum teşvik edilmektedir.
Halka yönelik tedbirlerde, normal doğumu
teşvik etmek maksadı ile gebe okullarında,
doğuma hazırlık sınıfl arında ailelerin bilgilendirilmesi,
toplumun eğitimine yönelik
kamu spotları, medya kampanyaları, bilgilendirme
kitapçıkları ve broşürler hazırlanmaktadır.
Sivil toplum kuruluşları ile toplum
eğitimine yönelik ortaklaşa çalışmalar
yapılmaktadır.
İdari açıdan da hekimlere yönelik performans
kriterlerini düzenlemeye ve vaginal
doğum yaptıran hekimlerin ücretlerini arttırmaya
yönelik uygulamalar, medikolegal
konularda hekimleri rahatlama bağlamında
hukuki düzenlemeler, sertifi ka programları
ile normal doğuma özendirme çalışmalarının
oluşturulması, isteğe bağlı sezaryenler
de ekstra maliyetin hastaya fatura edilmesi
gibi uygulamalar dikkat çekmektedir.
Her doğum eşsiz ve özeldir, insan hayatının
en büyük mucizesidir. Her anne de mutlu
bir doğum deneyimi ile evine dönmeyi
hak eder. Bu nedenle gebeler, doğum sürecinde
rahatlığını sağlayacak yöntemleri
özgür bir biçimde seçebilmeli ve güvenli
bir doğum için hem ailesi hem de sağlık
çalışanları tarafından sonuna kadar desteklenmelidir.
Doğal ve fi zyolojik olan doğum
şekli vaginal doğumdur.
Anne ve bebek için oldukça güvenlidir.
Sezaryenle doğum ise tıbbi endikasyonlar
söz konusu olduğunda yapılması gereken,
anne ve bebeği için hayat kurtarıcı bir cerrahi
girişimdir, kalıcı sakatlık ve ölüm oranlarını
anlamlı bir biçimde aşağı çeker.
Ancak zorunlu bir neden olmaksızın yapılan
sezaryen doğumların kalıcı sakatlık ve
ölüm oranlarına olumlu etkisi tartışmalıdır.
Sadece ülkemizde değil tüm dünyada hızlı
bir artış eğiliminde olan sezaryen
oranlarının üreme sağlığına olumsuz etkileri
aşikârdır ve bu oranların aşağıya çekilebilmesi
için mutlaka akılcı sağlık politikaları
oluşturulmalıdır. Hem hekimler ve ebeler
başta olmak üzere sağlık çalışanlarını, hem
de gebe kadınları vaginal doğuma teşvik
eden stratejiler üretilebilmeli, idari kararlarla
da bu stratejiler kesinlikle
desteklenmelidir.
Prof. Dr. Sebiha ÖZDEMİR ÖZKAN
Kadın Hastalıkları ve Doğum Bölümü


Prof. Dr. Sebiha ÖZDEMİR ÖZKAN

Diğer yazılara göz atın